28 Ekim 2014 Salı

Hamilelikte 30. Hafta: Sarılı Bilek, Hareketli Bebek

Posted by telvin on 02:47 with No comments
Hamilelikte 30. hafta - Babycentre
Artık otuzlu haftalara geldik, bizimki biraz acele ederse 6-7 hafta sonra doğabilir. Böyle yazınca çok ama çok az zaman kalmış gibi geliyor. Heyecan ve panik duyguları iyice artıyor. Yaklaşık on gündür sağ bileğim ağrıyordu, özellikle geceleri ağrısına uyandığım zamanlar oldu. Son kontrolde doktoruma sordum, hamilelik ve sinirlerle ilgili olabileceğini söyledi. Bilgisayar kullanmanın bu durumu tetikleyeceğini ifade etti. Özellikle his kaybı, bir şeyleri tutamama gibi bir durum olursa haber vermemi ve bileğimi sararak sabitlememin iyi gelebileceğini söyledi. Bende 3-4 gündür sarılı bilekle geziyorum.

Göbeğim gittikçe ağırlaşıyor, evdeyken; yatıp, kalkmak, oturmak gittikçe daha da sorun olmaya başladı. Gece uykularımda pek bir sorun yok, tabii birkaç gece bebeğin bol hareketli hallerine uyanıp evin içinde bir saat oturup, dolaşmışlığım var. Bizimki durulunca tekrar yatıp uyuyoruz. Doğum sonrası için provalara şimdiden başladık anlayacağınız:)

Duygusal Bir An

Bu hafta Joker mağazasından bebek için alışveriş yaptım. Kasadaki görevli Joker kartım olup olmadığını sordu. Ben de yok dedim, yalnızca telefonumu ve ismimi aldı ve bana kartı verdi Sonra bebeğin adını ve tahmini doğum tarihini sordu. Doğum tarihinde 10 TL indirim kazanıyormuş bizimki... Bende tahmini doğum tarihini söyledim. Sonra da Devin Çağlar dedim. Bunu söylerken öyle duygulandım ki, gözlerim doldu. İlk defa bir yere kaydını yaptırıyordum....

Korkutan Kasılmalar

Bu haftayı her şeyin yolunda gittiği bir hafta olarak kapatmaya hazırlanıyordum. Cumartesi günü sabahtan iş yerinde yaptığımız bir kahvaltı organizasyonu vardı, tüm sabah ayaktaydım. (Aslında herkes oturmamı söylüyordu ama ben kendimi iyi hissettiğim için ortada dolaştım durdum.Hamile olduğumu unutmamam gerek ama iyi hissediyorsam maalesef hiç uslu duramıyorum.) Bu şekilde 2-3 saat geçirdikten sonra eşimle bebek ve ev alışverişi için tüm öğleden sonra dolaşmamız kendimi ve Devin bebeği çok yormak adına tuz biber oldu sanırım. Eve döndüğümüzde arabadan inip eve doğru yürümekte dahi çok zorluk çektim. Bu kötülüğü bebeğe ve kendime nasıl yapabildim bilmiyorum ama bana iyi bir ders olduğu kesin. Hem cumartesi gününün kalanını hem de pazar gününün büyük kısmını sürekli kasılma yaşayarak ve bebeğe bir şey olacak korkusuyla hiç kalkmadan dinlenerek geçirdim. Bu kasılmalar dışında ağrı, kanama, akıntı v.s. olmadığı için içim biraz olsun rahattı ancak yinede ertesi sabah doktorumla konuştum, belden veya kasıklardan gelen bir ağrı var mı diye sordu ilk olarak. Bu kasılma ve ağrıların sıklığı 10-15 dakikada bir olursa o zaman hemen görüşelim dedi. Zaten kendimi daha iyi hissediyordum. Ancak bu bana iyi bir ders oldu ve Devin bebek doğana kadar kendimi asla bu şekilde yormayacağım. Ne iş yerinde, ne evde, ne de dışarıda.

Baby Shower Partisi Sürprizi:)

Hafta sonunu ve 30. haftayı böyle yorgun ve bol kasılmalı bir biçimde kapamaya hazırlanırken, arkadaşlarımın benim için hazırladığı çok güzel bir sürpriz her şeyi unutturdu. Sevgili arkadaşım Sevgi, beni birkaç gün öncesinden kızlarla bizde toplanıp kahve içeceğiz diyerek evine davet etmişti. Ben de gelirim demiştim. Pazar günü tüm gün sancılanıp, endişelenip yatıp durduktan sonra, buluşma saati olan 16'ya doğru eşimle evden çıktık. O beni bırakıp arkadaşıyla buluşacaktı. Ev buluşması olmasaydı evden çıkmazdım büyük ihtimalle ama ev olunca istediğim an uzanırım diyordum. Neyse Sevgi'nin evine çıktım ve çok güzel bir sürprizle karşılaştım. Benim için Baby Shower Partisi hazırlamışlardı ve çok başarılıydı. Ayrıntılarını bir diğer blogda yazacağım.





20 Ekim 2014 Pazartesi

Hamilelikte 29. Hafta: 8. Ayımız Başladı

Posted by telvin on 00:28 with No comments
Hamilelikte 30. hafta - BabyCentre
Hamilelikte 8. ayım bu hafta ile birlikte başladı. Artık son dönemece giriyoruz, hem heyecanlı hem de evhamlı bir dönem olacak gibi.

Hamilelikte Bebek Hareketleri Ne Kadarda Önemliymiş!

8. ayın daha ilk gününde sabah erken saatlerde bebeğin hareketleriyle uyandım. Tabii yüzüme yayılan bir gülümseme ile elim göbeğimin üstüne gitti. Sonrasında bir anda bebekte ritmik bir hareketlilik başladı. Önce kalp atışlarını mı hissediyorum acaba dedim! Ancak kalp atışları için yavaştı ve arkasından daha önce okuduğum bebek hıçkırıkları ile ilgili yazılar geldi aklıma. Ama sanki bu ritim hıçkırık için biraz fazla hızlıydı. O an yatakta elimin altında bebeğimin devam eden ritmik hareketlerini izlerken; eşimi mi uyandırsam, doktorumu mu arasam, acile mi gitsek; ama belkide sadece hıçkırıktır (fakat bebek hıçkırıkları ile ilgili en ufak bir deneyimim olmadığı için -acaba hıçkırık mıdır?- debelenmesi ile geçen iki - üç dakikanın sonunda nihayet eşimi uyandırdım. O da hemen elini göbeğime koydu ve bizim ufaklığın ritmik hareketlerini dinledi. Sonra yataktan fırlayarak interneti açtı, 'bebek ritmik hareketler' diye google da aratınca sonuçların hıçkırık olarak çıktığını söyledi. Bu sırada yedi-sekiz dakika geçmişti tabii ve ritmik hareketler başladığı gibi durdu. Tabii durması beni rahatlatmadı, içeride iyi olduğundan emin olmam gerekiyordu. Uzanmaya devam ettim ve bebeğimin her zaman alışkın olduğum hareketlerini yapmasını bekledim. Aksi taktirde acilin yolunu tutacaktık. Neyse beni fazla üzmedi, bir kaç dakika içerisinde alışkın olduğum rutin hareketlerini yapmaya başladı. Artık güne başlayabilirdim. (tabii yine hareketlerini izlemeye devam ederek, devam etmezse doktora gidecektim) Bu hafta içinde bir gece o kadar hareketliydi ki, uyandım ve evin içinde yaklaşık bir saat dolaştım, oturdum, karnım acıkmıştı bir şeyler atıştırdım. Sanırım ben hareket edince o da uykuya daldı ve sonrasında sabaha kadar uyuduk:)

Evde Biri Hastalanınca...

Bu haftanın başında eşim hastalandı. Aslında tam bir grip veya soğuk algınlığı değil, başlangıç seviyesinde kırgınlık, baş ağrısı gibi belirtiler gösterdi. Ancak bana da bulaştıracak diye de çok endişelendi. Gerçekten tam bir geçiş mevsimindeyiz, hamileliğin son ayları, herhangi bir enfeksiyon, mikrop vs kapmamam gereken hassas bir dönem. C vitamini içeren besinler tüketmeye, ellerimi sık sık yıkamaya, olabildiğince hasta insanlardan uzak durmaya, sıkı giyinmeye (olabildiğince) özen gösteriyorum. Bir de tahin-pekmez yemeye başladım, pek seviyorum:) Bir de hamilelerin içebileceği sınırlı bitki çaylarından ıhlamur içiyorum. Elimden hastalanmamayı ummaktan başka bir şey gelmez sanırım.

Nihayet 4 hafta Sonra Bebeğimizi Gördük:)

28+5. günümüzde doktor randevumuz vardı. En son 4 hafta önce şeker yüklemesi yapılan gün hamilelikte-25.hafta-şeker-yüklemesi doktorla görüşmüş, bebeğimizi ultrasonda görebilmiştik.Kilosu 1620 gr, boyu 42 cm çıktı. Ultrasonda başı aşağıda, keyfi yerinde görünüyordu. Hareketli bebeğim burada da uslu durmadı ve ultrason cihazı karnımda dolaşırken cihazı tekmeledi. Cantuğ Bey çok hareketli olduğunu, bunun iyiye işaret olduğunu söyledi. Aldığım kiloyu sordu, 10 buçuk deyince onuda normal buldu. Bir dahaki randevu üç hafta sonra. Otuzikinci haftamı doldurunca gideceğiz. Otuz beşinci haftadan sonra daha sık kontroller başlayacak. Zaman çok hızlı geçiyor ve finale doğru yaklaşmak harika bir duygu. Alışveriş konusunda henüz harekete geçmedik ama listelerim hazır. Artık 30. haftamıza girdiğimiz bugün izinliyim ve Eskişehir'in ünlü Hamamyolu'nu ziyaret etmeyi düşünüyorum. Sadece AVM gezmekle olmaz, orada birçok butik dükkan var,  Hem bebek hem de lohusa malzemeleri bakacağım.














19 Ekim 2014 Pazar

Bir Hamileye Söylenmeyecek Sözler!

Posted by telvin on 06:34 with No comments
Bu hafta üst üste denk geldi ve duymaktan hoşlanmadığım birkaç sözle karşılaştım. Ben de hem kendi deneyimlerimden hem de çevremde duyduklarımdan yola çıkarak, 'bir hamileye söylenmeyecek sözler'i yazmaya karar verdim.

'İkiz mi bekliyorsun?' 

İkiz bekleyen hamileler daha büyük bir karınla, çok güzel hamişler olabilir ve bu soruda bir kötülük yok diye düşünebilir insan ancak ikiz beklemeyen hamile için tek bir anlamı vardır. Dışarıdan kocaman mı görünüyorum?

'Doğum yakın galiba?'

Özellikle hamileliğinin 7. ya da 8. ayını yaşayan hamileler için aynı şekilde kendini çok iri hissettiren sinir bozucu bir soru!

'Bu gidişle normal doğum yapamazsın. Bebek çok büyük maşallah'

Doktor muayenesinden sonra bebeğin son durumunu paylaştığınız birinin böyle bir yorum yapması. Aslında doğum şeklinizle ilgili yorum yapan, kendi hikayelerinin zorluğunu anlatan herkes aynı şekilde sinir bozucu.

'Kaç kilo aldın?' 

Bu sorunun rahatsız ediciliği soranın ifade ediş tarzına göre değişir. Hele karşıdaki hamile adayı bu konuda çok alıngansa o zaman soranın tarzı daha da kritik bir önem taşır.

'Aaa, sen kahve mi içiyorsun?'

Evet içiyorum, yiyorum, geziyorum. Doktoruma danışarak yaptığım, keyif aldığım, kendimi mutlu hissedeceğim her şeyi yapmaya çalışıyorum. Mutlu hamile, mutlu bebek demektir kardeşim. Elbette ki ona zarar verecek her şeyden uzak durmaya çalışıyorum, en değerlime karşı bencillik yapmıyorum. Ama doktorum dahil bir çok uzmanın izin verdiği günde bir fincan kahveyi de içiyorum. Oh mis...

'Allah kurtarsın!' -

Sanki hapisteyiz, neden kurtuluyoruz, ben bebeğimin her hareketini hissettiğimde mutluluktan ölüyorum, neden bundan kurtulmak isteyeyim? Bunun yerine o kadar iyi niyetliysen normal bir doğum, sağlıklı bir bebek dile. Dilenebilecek öyle çok şey var ki karşımızdakiler için, ama lütfen Allah kurtarsın! deme.

'Şimdiden bol bol uyu, sonrası hep uykusuz geçecek!' -

Böyle diyenlere, -uykuyu önceden depolamak için bilim adamları bilmediğim bir yöntem mi buldu? Öyleyse hemen başlayayım- diyesim geliyor. Ayrıca bebeğin uyku düzenini nereden biliyorsun, belki de ikimizde mışıl mışıl uyuyacağız, değil mi ama... Şimdiden moral bozmanın alemi nedir, sen böyle deyince ben kendimi daha mı iyi hissedeceğim acaba?

'Dokunabilir miyim?'

Arkadaşlarım böyle bir soru sormaz çünkü zaten ben bebek hareket ettiği anda ellerini tutup karnıma götürürüm ve heyecanla onlarla paylaşırım bu özel anı. Ama tanımadığınız birinin gelip bu soruyu sorması hatta bazen sormadan şak diye elini karnıma yapıştırması ne kadar hoş olabilir ki?

'Benim doğumum çok zordu, seninki inşallah öyle geçmez!' 

Böyle deyip senin merak edip etmediğine aldırmadan doğum hikayesini anlatmaya başlayanlar... Deneyime saygım sonsuz, yakın arkadaşlarımdan hiçbir web sitesinde, blogda öğrenemediğim ayrıntıları öğreniyorum ve bundan dolayı çok mutluyum. Ama ne olur daha yeni tanıştığımız insanlar bize mutlu hikayeler anlatsınlar,

'Bence sen *** tarihinden daha erken doğuracaksın!'

Doğum yapacağın tarih hakkında yorum yapılması. Mübarek sanki doktor, bebeğin gelişimi ile ilgili bir şey paylaşıyorsun karşındaki 'ooo o zaman sizinki erken gelir, kırkıncı haftasını doldurmaz' der. Tahminlerinizi kendinize saklayın lütfen, 'Inception' olmasın, bir hamilenin zihnine böyle tohumlar ekilmesin.

 'Senin kaç aylık olduğunu sordular, 8 aylık hamile dedim' 

En ilginçlerinden birini sona sakladım:) İş yerimizde görevli olan S. Hanım (daha 6 aylık hamileydim) masama gelerek; yukarıdaki cümleyi söyledi. Ben soran gözlerle bakınca da 'Eee, karnın çok büyüdü, nazar değmesin diye dedim' dedi.

'Cinsiyeti nedir?'

Bebeğin cinsiyetini sorup ya da direkt tahminde bulunup; eğer beğenmediyse örneğin o kız düşünürken sen erkek dediysen; ağzını yüzünü yamultan, hımmm diye ses çıkaran düşüncelerinin ne idüğü belirsiz insan. Evet sana diyorum, ben mutluyum, eşim mutlu ee bebekte mutludur herhalde... O zaman sana düşen, tebrik ve sağlık dilemek... O zaman onu yap ve düşüncelerini kendine sakla!

'Sakla şu göbeğini, nazar değecek!'

Dar giyme nazar değecek, pantolon giyme, hep bol elbise giy diye uyaran iyi niyetli teyzelerim. Göbek saklamak, her şeyden utanmak sizin zamanınızın özellikleriydi. Şimdi kadınlar (olabildiğince) özgür. Bırak kendimi nasıl mutlu hissediyorsam öyle yaşayayım. Bırak giymek istediklerimi giyip mutlu olayım değil mi ama!

'Doğumdan sonra bu günlerini arayacaksın!'

Bende biliyorum doğumdan sonra yeni bir hayatın beni beklediğini, şu an hamileyim, yeni bir hayata geçiş evresindeyim. Hamilelik sadece bebeğin büyüyüp hayata hazırlanması süreci değil, annenin de bebekle bağ kurarak bütün zorluklarına rağmen büyük bir aşkla bunu yaşamaya hazırlanması evresi. O zaman bunu bana söyleme, sağlıkla, mutlulukla, bebeğinle her yeni günün ayrı güzel geçsin de...






17 Ekim 2014 Cuma

Hastane Çantasında Neler Olmalı?

Posted by telvin on 06:28 with No comments


Bu hafta listelerden gidiyorum. Hazırladıklarımın çıktısını alacağım ve evin bir köşesine asacağım. Listeyi tamamladıkça da maddeleri tek tek sileceğim.

Hastane çantası; doğum sancıları ile veya sezeryan takvimi belirlendiyse hastaneye giderken yanınızda olması gerekiyor. İhtiyaçları bebek, anne ve baba ve genel olarak ayırdım.

Doğum çantası hazırlarken iki noktaya dikkat edilmeli. İlki doğumun gerçekleşeceği mevsim. (Bizim doğum Aralık veya Ocak ayında gerçekleşecek, bu da kış mevsimine göre bir ayarlama yapmak gerektiriyor.)

İkincisi de; doğum yapmayı planladığınız hastanenin koşullarına göre  istenin içeriğini hazırlamak.. Biz Eskişehir Acıbadem'de doğum planlıyoruz. Ben de doğum koçu ile yapacağımız ikinci görüşmede, hastanenin sağladığı imkanları soracağım. Böylece bavula ekstra bir şey koymamış oluruz.

Hastane Çantası: Bebek İçin

  • Yenidoğan takımı (2 adet)
  • Göbek bağı
  • Yelek veya hırka
  • Yenidoğan bezi
  • Yenidoğan biberonu
  • Yenidoğan emzik
  • Yenidoğan ıslak pamuk mendil
  • Omuz bezi (anne ve bebeği kucağına alanlar için)
  • Ağzı bezi (3-4 adet)
  • Pişik kremi
  • Islak pamuklu bez (alkolsüz)
  • 1 adet battaniye
  • Tırnak makası (belki hemşire keser)
  • Süt pompası (ilk anda süt gelmesinde sıkıntı yaşanması ihtimaline karşılık)
  • Oto koltuğu (hazır olmalı, hastane çıkışında bebeği eve götürmek için)

Hastane Çantası: Anne İçin
  • Pijama takımı (2 adet, önden düğmeli)
  • Gecelik (Eğer sezeryan olursa işe yarayacaktır)
  • Sabahlık
  • Hırka ya da şal
  • Terlik, çorap
  • Lohusa saç bandı
  • Emzirme sütyeni
  • İç çamaşırı (birkaç tane de büyük çamaşır götürmeli, sezeryan ihtimaline karşılık)
  • Göğüs pedi
  • Göğüs ucu için krem
  • Tarak ve toka
  • El aynası
  • Makyaj malzemesi
  • Duş havlusu, şampuan
  • Diş macunu, diş fırçası
  • Cep telefonu şarjı
  • Plates topu
  • Hastane çıkışında giyilecek rahat bir giysi
Hastane Çantası: Baba İçin
  • Eşofman takımı
  • İç çamaşırı 
  • Yedek kıyafet
  • Diş fırçası
  • Sling (ana kucağı - anne hastane çıkışında çok yorgun olabilir ve taşıma işi babaya düşebilir.)
  • Atıştırmalık (gecenin bir yarısı acıkan baba için gerekli olabilir)
Genel Malzemeler
  • Not defterim ve kalem
  • Telefonlar, Şarj aleti
  • Fotoğraf makinesi
  • Bilgisayar, şarj aleti
  • Kitap, dergi (Bilinçli Bebek veya Mahallenin En Mutlu Bebeği olabilir:) )
  • Doğumdan sonra aranacakların listesi (o heyecan ve yorgunlukla kimseyi atlamayalım)
Alınmaması Gereken:
  • Deodorant, parfüm (Bu konuda plates hocam uyardı bizi ve ben de çok hak verdim kendisine. Bebek doğar doğmaz anne ve babanın öz kokusunu hissedebilmeli. O yüzden hiçbir şey kullanmamakta fayda var.)                                               




16 Ekim 2014 Perşembe

Yenidoğan Bebek İhtiyaç Listesi

Posted by telvin on 07:15 with No comments

Bebek eve geldiği andan itibaren banyosu, beslenmesi, uyuması, bezi, sağlık takibi, günlük ihtiyaçları, dışarıya çıkıp dolaşması, araç içerisinde yolculuk yapabilmesi, oynaması anlayacağınız günlük hayatın rahat devam edebilmesi adına birçok malzemeye ihtiyaç duyuyor.

Artık 29. haftadayız, ihtiyaçları alıp bebeğimizin geleceği güne hazırlanmak gerekiyor. Ayrıca bir de hastane çantası listesi oluşturmalıyım, düşününce benim hastane çantası için hazır olan tek eşyam bir arkadaşımın hediye ettiği şık bir terlik:) Şimdi böyle yazınca, geç mi kaldım acaba stresine girmedim desem yalan olur.

Bebek Geldiğinde Evinizde Olması Gerekenler:

Giyim
  • Çıtçıtlı body
  • Tulum
  • Çorap
  • Eldiven
  • Şapka
  • Önlük
  • İç zıbın
  • Dış zıbın
Beslenme
  • Yeni doğan biberon seti (Umarım ihtiyaç olmaz ve bebek ilk altı ay emerek doyar.)
  • Süt saklama poşetleri
Uyku
  • Beşik veya Park Yatak
  • Uyku Seti (Baş ve kenar koruyuculu olanlar tercih edilebilir)
  • Yan yatış yastığı
  • Uyku tulumu
Banyo
  • Küvet, küvet filesi
  • Kova, maşrapa
  • Şampuan
  • Banyo süngeri
  • Banyo havlusu
  • Nemlendirici krem
  • Kulak çubuğu
  • Bebe losyonu
Günlük İhtiyaçları 
  • Bebek Bezi (15 günlük olunca iki numaraya geçiliyormuş, stok yapacaksanız ona göre alın.)
  • Pişik kremi
  • Bebek pudrası
  • Yeni doğan tarak, tırnak makası v.b. seti
  • Yenidoğan ıslak pamuk mendil
  • Burun aspiratörü
  • Bebek için çamaşır tozu
  • Alt değiştirme pedi (kullan-at)
  • Pişik kremi
  • Emzik
  • Bebek telsizi
  • Buhar Makinası (Özellikle kışın kuru havaya karşı çok önemli)
  • Dijital Termometre (Kulaktan ölçenler en kolayı olacaktır sanırım.)
Oyun
  • Dönence (müzikli ve elektrikli olanları öneriliyor) 
Gezmece - Yolculuk
  • Sling (Bebeği dışarıda anneye ya da babaya en yakın şekilde taşımak için)-
  • Bebek Çantası (Bebeğin dışarıda ihtiyacı olacak bütün aparatları taşımak için-taşıma kolaylığı açısından sırt çantası tavsiye ediliyor...)
  • Puset
  • Kanguru
  • Ana kucağı
  • Ev tipi ana kucağı
Anneyi unutmayalım
  • Emzirme sütyeni
  • Emzirme atleti
  • Süt sağma pompası (Elektrikli veya manuel, ikisinin de kendine göre avantaj ve dezavantajları varmış.)
  • Göğüs kremi
  • Göğüs pedi



13 Ekim 2014 Pazartesi

Hamilelikte 28. Hafta: Yok Böyle Bir Yorgunluk!

Posted by telvin on 06:46 with No comments
Hamilelikte 28. hafta - Babycentre

Bebeğim her geçen hafta biraz daha büyüyor, hareketleri güçleniyor. Bazen göbeğimi çılgınca geriyor, bazen karnımda bir kule gibi yükseliyor, anlayacağınız o, içeride canı ne ister ise onu yapıyor. Peki bana yedinci ayımızın son günlerini yaşadığımız bu günlerde neler oluyor?

1)Bebeğimin hareket ettiği her anın tadını sonuna kadar çıkarıyorum. Onu daha çok merak etmeye, kime benzeyeceği, nasıl bir karakteri olacağı konusunda hayaller kurmaya başladım.

2) Şimdiye kadar, hamilelik süreci ile ilgili bilgileri, bebekte oluşan değişimleri büyük bir merakla okurdum, okumaya da devam ediyorum. Doğum yaklaştıkça okuduğum konu başlıklarına, doğumdan sonraki süreç, lohusalık, emzirme, bebek psikolojisi gibi başlıklarda eklendi.

3) Harvey Karp'ın 'Mahallenin En Mutlu Bebeği' kitabını hatmedercesine okuyorum. Bebeklerle ilgili bakış açımı değiştiriyor, kitapla ilgili düşüncelerimi bir başka blogda yazacağım.

4) Karnım iyice büyüdü, kendimi taşımak, oturmak, kalkmak, yatmak oldukça güçleşiyor.

5) Geçen hafta geceleri ellerimde oluşan uyuşma yerini, bileğimde oluşan ağrılara bıraktı. Bu hafta birkaç gece uyandığımda el ve ayak bileklerimin aynı anda sızladığını hissettim. Haftanın son dört günü ise sağ el bileğimde ağrı vardı. Sanki burkmuşum gibi, sanırım karpel tünelle ilgisi var, çünkü bileğimi zedeleyecek bir hareket yapmadım.

6) Çok hızlı yürümüyordum belki ama bu hafta daha da yavaş yürümeye başladım:)

7) Aralarda hissettiğim yorgunluk hissi mesaisini artırdı. Neredeyse tüm gün, otururken, evle uğraşırken, iş yerimde, öğle yemeğine giderken, dönerken, - çok yorgun hissediyorum. Bir dipnot: Platese giderken de çok yorgun oluyorum ancak bittikten sonra enerji ile doluyorum.

8) Göbeğim bazı anlarda taş gibi oluyor. Sanırım bu durum Braxton Hicks kasılmalarıyla ilgili ya da bebek yapıyor. Açıkçası hala bunun ayırdına varamıyorum.

Gelelim genel anlamda haftanın nasıl geçtiğine:

Öncelikle bu haftanın başında öğrendim ki; sevgili doktorum Ahmet Bey, Eskişehir Acıbadem Hastanesi'nin başhekimi olmuş. Güzel bir haber. Bana ne oluyorsa; gurur duyduğumu dahi söyleyebilirim. Sadece son haftalarımı ve doğumu kendisi ile tamamlamak isteyen bir hastası olarak; artan iş yoğunluğu bizlere ne kadar yansıyacak merak ediyorum? Önümüzdeki haftanın sonunda randevumuz var, kendisine de bu durumu sormayı düşünüyorum.

Bu haftanın başında Kurban Bayramı nedeniyle İstanbul'daydık. Gitmeden önce bebek alışverişi için yaptığım uzun liste hiçbir işe yaramadı. e-bebek ve birkaç büyük mağaza gezdik ama ne iyi, ne doğru ayırd etmek, onca ürün konusunda karar vermek o kadar zor geldi ki... Artık Eskişehir'deyim. İyice araştırma yapıp kimi mağazadan, kimi internetten olmak üzere yapacağız alışverişi.

Bu arada bayramda kayınvalidemle ilgili ilginç bir şey öğrendim. Eşim ve kardeşi ile ilgili bebeklik anılarını anlatırken bahsetti. Bebek yıkamayı hiç sevmiyormuş. Eyvah! Biz şimdi ne yapacağız? Anladığım kadarıyla temel nedeni, bebeğe bir şey olursa ne olacak korkusu... Kendisine hak veriyorum, neyse ki; bebekle ilgili hayatı kolaylaştıracak bolca aparat var. Annemiz yanımızda olsun yeter:)

Bu haftanın sonunda Acıbadem Hastanesi Doğum Koçu Eda Hanım'la randevumuz vardı. Doğuma ve sürece dair bolca bilgi aldık kendisinden. Bunu bir başka blogda paylaşacağım.



10 Ekim 2014 Cuma

İstanbul'da Hamile Olmak!

Posted by telvin on 02:47 with No comments

Bir zamanlar İstanbul'da yaşayan ve şehrin sorunlarını, zorluklarını iyi bilen biri olarak, bu şehirde hamile olarak yaşamanın, dolaşmanın daha da zor ve yorucu olduğunu söyleyebilirim. O yüzden şimdiden; bebeğini bu şehirde karşılamış olan ya da karşılamaya hazırlanan tüm hamile hemcinslerime saygılarımı sunuyorum. Ve burada kaldığımız Kurban Bayramı tatili boyunca gözlemlediklerimi yazmak istiyorum.

İstanbul'da Hamile Olmanın Zorlukları:

1) Herkesin tahmin edebileceği gibi en büyük problem ulaşım. Eşimle, bir zamanlar tozunu dumana kattığımız Beşiktaş, Beyoğlu eski günlerini yad etmek üzere yola çıktık. Park sorunuyla uğraşmamak için toplu taşıma araçlarını kullandık. İstanbul bildiğimiz gibi demek isterdim ama bıraktığımızdan çok daha kötü maalesef... Ne metroda ne otobüste kimse kalkıp yer vermiyor. Bırakın hamileyi, kucağında çocuk taşıyana bile kimse dönüp bakmıyor. Çoğu kişinin görmezden gelme taktiği aynı: Elindeki telefon ile oynama...

2) Yorgunluk: Şehrin her yeri uzak geliyor insana ve sancılansanız, yorulsanız evinize kısa zamanda dönüp dinlenme şansınız hiç yok.

3) Hastane uzaksa yandınız! Kontrollere gidip gelmek, hele bir de doğum sancılarınız tuttuğunda hastanenize yetişmek gerçekten büyük stres.

4) Çalışan hamileler: Hamileliğin her döneminin ayrı zorlukları var. Ama en çok da halsizlik, yorgunluk vuruyor insanı. Sabah çok erken saatte kalkmak zorunda kalıp, işe giderken 2-3 vasıta değiştiren anne adayları için hayat hiç de kolay olmayacaktır. Bir de bu yolun dönüşü var!

5) Trafik: Otobüste, dolmuşta yolcu da olsanız, şoför koltuğunda oturuyor da olsanız, trafik stresi hep aynı. Erkek, kadın, genç herkesi mağdur eden trafik hamileleri çok daha fazla etkiliyor. Ve stres ne bir hamile ne de bebek için iyi değil.

İstanbul Güzel Ama...

Yorgun, kalabalık bir şehirdeyseniz, ulaşım uzun sürüyorsa bir de üstüne bindiğiniz araç tıka basa doluysa belki kendi anne-babanızı dahi gözünüzün görmeyeceği bir raddeye gelmiş olabilirsiniz. Ancak duyarsızlaşmak kimseye bir şey kazandırmıyor, tam tersine gittikçe mutsuz, birine yardımcı olmak gibi küçük, anlık tatminlerden yoksun, içine kapanmış, öfke dolu bir toplum olmaya doğru gidiliyor...












8 Ekim 2014 Çarşamba

Hamilelikte 27. Hafta: Geceleri Ellerim Uyuşuyor

Posted by telvin on 00:02 with No comments
Hamilelikte 27. hafta - Babycentre
Artan iştahımla baş başayım. Son 3 haftadır düzenli olarak 500 gr alıyorum. Bu haftalarda bu durum normalmiş. Ancak işi matematiğe vurunca ve son üç haftayı da katınca doğuma kadar 8 kilo alacağım gibi görünüyor. Hamile kaldığımdan beri toplam 16 kilo almış olarak bitirebilirim hamileliğimi ya da daha fazla:) Yaşayıp göreceğiz bakalım.

Bu hafta ellerimde uyuşma başladı. Geceleri sağıma yatıyorsam sol elim uyuşmuş olarak, soluma yatmışsam sağ elim uyuşmuş olarak uyanıyorum. Tuvalete gidip gelene kadar uyuşma hissi geçiyor. Araştırdığımda bunun normal olduğunu okudum, eğer artarak devam ederse daha ötesi karpel tünel sendromuymuş. Eğer gün içine de yayılırsa bu uyuşmalar, doktorumu arayacağım.

27. Haftanın sonlarına doğru Kurban Bayramı vesilesi ile İstanbul'a eşimin ailesinin yanına gittik. Yolculuk konusunda biraz tereddütlüydüm. Mesai çıkışı yapacaktık yolculuğu ve tüm gün iş yerinde oturuyor olmanın üzerine en az 4 saatlik yolculuk eklenecekti, bu beni ve bebeği ne kadar yoracaktı bilmiyordum. Yolculuk sırasında dikkat ettiğim noktaları aşağıda yazdım, İstanbul'da bir hamile olarak dolaşmanın zorluklarını ise bir başka blogda yazacağım.

İşte bir hamile olarak yolculuk sırasında yaşadıklarım:

- Ön koltuğu geriye doğru ittik ve biraz arkaya doğru yatırdık. Böylece dik oturmanın bir süre sonra sırtımda oluşturacağı ağrıdan korunmuş oldum.

- Sık sık mola verdik, her saat başı... Molalarda volta attım, böylece kan dolaşımım değişti.

- Bol su ve meyve tükettim. Su içmek sürekli tuvalet ihtiyacı doğması anlamına geliyor olsa da; sık sık mola verdiğimiz için bu sıkıntı olmadı.

- Beni tek huzursuz eden bebeğimin yolculuğun sonlarına doğru oldukça sert hareketlerle kıpırdanmaya başlamasıydı. Huzursuz mu oldu acaba diye merak ettik ama yapabileceğimiz pek bir şey yoktu.

Uzun Bir Alışveriş Listesi:

İstanbul'a gitmişken ilerleyen haftalarda yolculuk yapma şansımın azalacağını bildiğim için gün içinde internette araştırma yaparak hem doğum için Hastane Çantası'nda hem de bebek doğduktan sonra neler gerekeceği, ilk etapta nelere ihtiyacımız olacağı konusunda derin bir araştırma yaptım ve bir liste oluşturdum. Ama ne liste!

Hepsi küçük birer ayrıntı belki ama hiç biri gereksiz görünmüyor ve hepsi elinizin elinizin altında olması gereken ürünler. Bu listeyi bir başka blogda sizlerle paylaşacağım. e-bebek gibi mağazalara uğrayıp yerinde inceleyerek, bu ürünlere bakmak ve alışverişin bir kısmını yapmak istiyordum.

Hayal Gibi!

Bebeğimin gün geçtikçe büyüdüğünü, güçlendiğini, ben buradayım artık! dediğini hissediyorum. Eşim bir hafta yoktu ve döndüğünde o da dışarıdan dokunarak bebeğimizin büyüdüğünü hissedebildi. Böyle tatlı bir mucizeyi paylaşmak şahane bir duygu. Ama inanın bebeği bu kadar hissediyor olmama, ultrasonda gördüklerimize, göbeğimin kocaman olmasına rağmen her şey hayal gibi geliyor.

Hamileliğin 27. haftası ile ilgili internette okuma yaparken 27 haftalık doğmuş bir bebeğin fotoğrafını gördüm. Küçücük ama hayata tutunmuş ve tamamen gerçek bir görüntüydü.